DİYABET KONUSUNDA BIOFEEDBACK ÇALIŞMALARI

Bugün size Biofeedback (Biyo-Geri Bildirim) alanında INDIGO Cihazıyla "DİYABET" konusunda yapılan bir çalışmayı paylaşacağım.

Diyabet, kanda yüksek glikoz (şeker) ve hücre zarlarının, şekerin metabolize edilmesine yardımcı olan insülin hormonuna direncini ifade eder.  Dünya genelinde 350 milyon kişinin Tip 1 veya 2 diyabet hastası olduğu tahmin ediliyor.

Tip 2 diyabet, birçok kültürde obezite oranları ile beraber yaygınlaşan bir salgın hastalıktır.  Diyabet tanısı konulan kişilerin %80'i felç veya kalp hastalıkları yüzünden ölmektedir. Aslında, 9 milyonun üzerinde diyabet hastasının bulunduğu Kanada'da, her yıl 41.500'den fazla kişi ilgili komplikasyonlar yüzünden hayatını kaybetmektedir.  Ağızda metalik tat, yorgunluk, baş dönmesi, çalkantılı ruh hali, yavaş iyileşme, bağışıklık sisteminde bozukluklar, glikoz dalgalanmaları nedeniyle odaklanma veya konsantrasyon zorluğu, semptomlarından bazılarıdır.

Tip 1, öncelikle genetik yatkınlık (pankreasın yeterince insülin üretmemesi) kaynaklı olarak görülürken, Tip 2'nin ortaya çıkma nedenlerine ilişkin hipotez, pankreasın aşırı yüklendiği veya yeterli ve/veya kaliteli insülin üremetediği diyet, alkol ve şeker alımı, egzersiz ve kilo yönetimi gibi hayat tarzı ile ilgili seçimleri işaret etmektedir.  Her iki tipte de sinir zedelenmesi (nöropati), kardiyovasküler hastalıklar, böbrek yetmezliği, körlük, periyodontal hastalıklar, sıklıkla ampütasyona neden olabilen dolaşım bozukluğu ve yaraların geç iyileşmesi gibi ciddi boyutta genel sağlık komplikasyonları görülebilir.

Standart tedavi, antihiperglisemik ilaçlar, sentetik insülin, diyet ve egzersizdir.  Hastalar günlük hayatlarının yönetiminde aktif rol almalıdır. Kan şekeri gün içinde birkaç kez ölçülmeli, ağız yoluyla alınan ilaçların yanında gerekirse yemek saatlerinde insülin iğneleri uygulanmalı, ayrıca egzersiz yapılmalı, diyet yakından takip edilmeli ve kaloriler aktivite seviyesine göre ayarlanmalıdır. Diğer birçok salgın hastalığa kıyasla, hastalar tip 2 diyabet üzerinde daha fazla kontrol sahibi olsa da başarılı olmak için tedavi programına tam olarak uymak gerekir.

Pankreasın glikozu nasıl yönetebildiği ve insülinin vücuda nasıl alındığı konusunda stres ve kortizol büyük rol oynar. Günümüzde endokrinologlar, artan stresin ve bunun sonucunda yükselen kortizol seviyelerinin ve iltihapların obezite ve tip 2 diyabete işaret ettiğini düşünmektedir. Endokrinologlar, uzun süren aşırı stresin ve bunun sonucunda yükselen kortizol seviyelerinin ve iltihapların obezite ve tip 2 diyabetin göstergelerinden biri olduğunu düşünmektedir. Biyo-geri bildirim size yardımcı olabilir! İnsüline bağlı olmayan diyabet hastaları üzerinde yapılan çalışmalar, eğitim ve biyo-geri bildirim dahil, kapsamlı müdahalenin, ortalama kan şekeri ve HbA1C seviyelerinde önemli ölçüde düşüş ile ilişkili olduğunu göstermiştir (Cox, Grower-Dowling, McGinnis, McGrady, 2005).

McGinnis ve diğerlerinin yaptığı bir çalışma, “Biyo-geri bildirim sonuçlarının kan şekeri seviyeleri üzerinde etkisi olduğu yönünde açıklamaların ileri sürülebileceğini” göstermektedir. “Alın kası gerilmesi geri-bildirimi (yüzey elektromiyografisi), hastaların yüz gerginliğini azaltmalarını ve iskelet kaslarını rahatlatmalarına yardımcı olurken, parmak sıcaklığının artması genel bir rahatlama göstergesidir.” Bu çalışmada, azalan depresyon ve kaygı oranları, kan şekerini düşüren psikolojik bir mekanizmaya işaret ediyor olabilir. Hastalar ayrıca, yatmadan önce biyo-geri bildirim ve rahatlatıcı terapi uygulamasıyla uyku süresinin ve kalitesinin iyileştiğini bildirmiştir. (McGrady, 2002)

Louise Hay, pankreasın neşe ile ilişkili bir organ olduğunu belirtmektedir. Bu çalışmada, neşesini bastıran ve depresyon/kaygı şikâyeti olan kişilerin diyabete ve yıkıcı etkilerine daha yatkın olabileceği öne sürülmektedir. (Düşünce Gücüyle Tedavi, 1984)

Dolaşım bozukluğu, diyabet hastaları için en büyük risk faktörlerinden biridir. İyileşmeyi genel olarak etkileyebilir. İyileşmeyen kronik ülser hastası 32 kişiyle yapılan bir randomize kontrollü çalışmada biyo-geri bildirimin, periferik kan akışını arttırdığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Biyo-geri bildirim terapisinin ardından deney grubunda ayak ülserlerinin iyileşme oranı %87,5 artarken, kontrol grubunda bu oran %43,8 seviyesinde kalmıştır. (Rice, Kalker, Schindler)

Biyo-geri bildirimin nörolojik hastalıklar için son derece etkili bir müdahale olduğu uzun zamandır bilinmektedir. Diyabete eşlik eden nöropati üzerinde de etkilidir. INDIGO biyo-geri bildirim, nöral tepkileri ve sinirleri yeniden eğiterek daha sağlıklı ve interaktif bir duruma getirmenin mükemmel bir yoldur.

Sinir sisteminin temeli elektrik olduğundan, biyo-geri bildirim terapisi neredeyse homeopatik hale gelir. INDIGO, nöral tepki uyarımı için hafif ve ince elektrik akımları kullanır. Bunun diyabetle mücadelede iki önemli sağlık faktörü olan sinir sisteminin genel fonksiyonu ve hastanın dolaşım sistemi üzerinde iyileştirici bir etkisi olabilir.

INDIGO biyo-geri bildirim ayrıca, çeşitli duyguların ve stres tepkilerinin insülin kullanımına veya sürecine ne gibi olumsuz etkileri olabileceğini ortaya çıkarma konusunda eşsiz bir beceriye sahiptir, bu sayede, tip 2 diyabet üzerinde büyük etkisi olabilen hayat tarzındaki önemli değişiklikler ile ilgili olarak hastaları eğitebilir. Aynı zamanda, bu tepkilerin hafifçe değiştirilmesi ve homeostazinin eski sağlıklı haline getirilmesi için yeniden eğitim ve öğretim protokolleri oluşturur.

Kaynak : THE QUANTUM ALLIANCE

 

Biofeedback alanında QUEST 9 Biofeedback (Biyo-Geri Bildirim) Cihazı en son çıkan yeni nesil bir cihaz olup INDIGO ile başlayan başarılı uygulamalar geleneğini daha da ileri taşımaktadır.